Adnan H. Fişenk’in kişisel arşivinden: Kitaplarla çevrili bir portre.
Adnan H. Fişenk’in kişisel fotoğraf arşivinden.

Bir kelimeyi her gün kullanıyor olmamız, onun üzerinde yeterince düşündüğümüz anlamına gelmez. Alışkanlıkla yazdığımız ifadeler, zamanla neyi anlattığımızı belirsizleştirebilir. Özellikle hızla hazırlanan metinlerde, güçlü görünmek için seçilen sözler düşüncenin önüne geçebilir.

Türkçeye özen göstermek, yalnızca yanlış yazılan bir kelimeyi düzeltmek değildir. Cümlenin ne söylediğini, kimi dışarıda bıraktığını ve okurda nasıl bir anlam oluşturduğunu da düşünmektir. Dil, düşüncenin taşıyıcısı olduğu kadar sorumluluğudur.

Açık anlatmak neden emek ister?

Karmaşık bir meseleyi karmaşık cümlelerle aktarmak kolaydır. Onu anlamını kaybetmeden anlaşılır biçimde anlatmak ise hazırlık gerektirir. Yazdığımız kavramı gerçekten biliyor muyuz? Birbiri ardına sıralanan kelimeler düşünceyi mi açıyor, yoksa eksik bilgimizi mi örtüyor?

Bu sorular gazetecilik için özellikle önemlidir. Okur bir haberi anlamak için metnin etrafında dolaşmak zorunda kalmamalıdır. Kim, ne yaptı; açıklanan karar neyi değiştiriyor; hangi bilgi kesin, hangisi henüz belirsiz? Dil bu ayrımları görünür kıldığında metin güven kazanır.

Sade yazmak, her cümleyi kısaltmak demek değildir. Bazı düşünceler açıklama ve ayrıntı ister. Önemli olan uzunluk değil, her cümlenin metne ne kattığıdır. Gereksiz bir tekrar çıkarıldığında düşünce güçlenebilir; gerekli bir açıklama çıkarıldığında ise anlam eksilebilir.

Söze gösterilen dikkat

Bir insanı anlatırken kullandığımız sıfat, bir olayı tanımlarken seçtiğimiz fiil ve bir başlıkta yaptığımız vurgu, okurun bakışını etkiler. Bu nedenle kelimeler yalnızca metnin süsü değildir. Onlarla bir anlam çerçevesi kurarız.

Eleştiri yaparken de bu ölçü gerekir. Sert bir düşünce açık ve saygılı biçimde ifade edilebilir. Kırıcı bir sözün yüksek sesle söylenmesi, onu daha haklı yapmaz. Düşüncenin gücü, karşısındaki insanın onurunu küçültmeye ihtiyaç duymamalıdır.

Dil canlıdır; değişir, yeni kavramlarla genişler ve farklı kuşakların katkısıyla zenginleşir. Bu değişimi izlerken anlamı korumak, doğru kelimeyi aramak ve cümleyi yeniden okumak küçük görünen ama değerli alışkanlıklardır.

Kelimelerimize gösterdiğimiz özen, aslında birbirimizi anlama çabamıza gösterdiğimiz özendir. Daha açık bir cümle, daha dikkatli bir düşüncenin ve daha sağlıklı bir konuşmanın başlangıcı olabilir.