Bir zeytin ağacını devirmek, bazen bir ailenin geçmişini, bugününü ve geleceğini de toprağa gömmektir.

Savaşın en ağır yüzü, insan hayatını hedef alan silahlarda görülür. Ancak bazı yıkımlar vardır ki ilk bakışta fark edilmez. Bir ağacın kesilmesi, bir kuyunun kullanılmaz hâle getirilmesi, bir tarlanın enkaza dönüşmesi veya bir hayvan sürüsünün yok olması, savaşın sessiz fakat uzun yıllar sürecek başka bir yüzünü ortaya çıkarır. Gazze’de yaşananlar, insanlığın yanı sıra doğanın da ağır bir yıkımla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.

Filistin topraklarında zeytin ağacı, sıradan bir tarım ürünü değildir. O ağaç; kuşakların emeği, ailelerin geçim kaynağı, toprağa bağlılığın sembolü ve geçmişten geleceğe uzanan bir mirastır. Bir Filistinli ailenin dedesinden kalan zeytin ağacının gölgesinde çocuklarını büyütmesi, yıllar sonra torunlarıyla aynı ağacın meyvesini toplaması, toprağın insan hayatındaki yerini anlatmaya yeter.

Şimdi bu mirasın yerinde yıkılmış bahçeler, zarar görmüş tarım arazileri ve erişilemeyen topraklar var.

Birleşmiş Milletler Çevre Programının 23 Eylül 2025 tarihli değerlendirmesi, Gazze’de 2023’ten itibaren ağaç ürünlerinin yetiştirildiği alanların yüzde 97’sinin, yıllık tarım alanlarının yüzde 82’sinin ve çalılıkların yüzde 95’inin zarar gördüğünü ortaya koydu. Aynı değerlendirme, su kaynaklarının kirlenmesi ve atık su sistemlerinin çökmesi nedeniyle çevresel iyileşmenin onlarca yıl sürebileceğine dikkat çekti.

Bu rakamlar yalnızca çevre istatistiği değildir. Bunlar, gelecekte ürün veremeyecek toprakların, geçimini kaybeden çiftçilerin ve sağlıklı suya ulaşmakta zorlanacak çocukların hikâyesidir.

Üstelik zeytin ağaçlarının uğradığı zarar yalnızca Gazze ile sınırlı değil. İşgal altındaki Batı Şeria’da da Filistinli çiftçiler, zeytin hasadı dönemlerinde yerleşimci saldırıları, ağaçların tahrip edilmesi ve tarım arazilerine erişim engelleriyle karşılaşıyor. Ekim 2026’da yaşanan saldırılara ilişkin uluslararası basına yansıyan haberler, bu sorunun hâlâ devam ettiğini gösteriyor.

Doğa katliamının bir başka boyutu da sudur. İnsan susuz yaşayamaz; toprak susuz ürün veremez; hayvan susuz ayakta kalamaz. İçme suyu hatlarının, kuyuların, arıtma tesislerinin ve kanalizasyon sistemlerinin zarar görmesi, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, gelecek kuşakların yaşam koşullarını da tehdit eder. Kirlenmiş su, görünmeyen bir tehlike olarak hastalıklara, toprağın verimsizleşmesine ve gıda güvenliğinin bozulmasına yol açabilir.

Hayvanlar da bu yıkımın dışında değildir. Barınakların, meraların, yem kaynaklarının ve veterinerlik hizmetlerinin ortadan kalkması; koyunların, keçilerin ve diğer çiftlik hayvanlarının telef olmasına, ailelerin geçim kaynaklarını kaybetmesine neden olur. Hayvanların çalındığı, zehirlendiği veya kasıtlı biçimde öldürüldüğü yönündeki her iddia ise bağımsız araştırmalarla belgelenmeli, sorumlular deliller ışığında belirlenmelidir. Çünkü doğaya ve hayvanlara yönelik hiçbir suç, araştırılmadan görmezden gelinmemelidir.

Bir ağacı yakmak, bir kuyuyu kullanılmaz hâle getirmek, bir tarlayı yaşanamaz duruma sokmak ve hayvanların yaşam alanlarını ortadan kaldırmak, etkileri yıllarca sürecek sonuçlar doğurabilir. Savaşın sona ermesiyle bu zararlar kendiliğinden ortadan kalkmaz. Toprak temizlenmeli, su sistemleri onarılmalı, tarım yeniden canlandırılmalı ve zarar gören doğal alanlar korunmalıdır.

İnsanlık, Gazze’de yalnızca yıkılmış binaları yeniden yapmayı düşünmemelidir. Yeniden yeşerecek ağaçları, temiz akacak suları, yeniden ürün verecek tarlaları ve güvenli yaşam alanlarına kavuşacak hayvanları da düşünmelidir.

Çünkü bir halkın geleceğini elinden almak, bazen onun bugününü yok etmekle sınırlı kalmaz; geçmişiyle bağını ve yarınını da hedef alır.

Gazze’de doğanın yeniden canlanması, Filistin halkının yeniden ayağa kalkmasının da önemli bir parçasıdır.

Zeytin ağaçları yeniden filizlenmeli, kuyulardan temiz su akmalı, toprak yeniden hayat vermeli. Çünkü doğanın da insanın da yaşam hakkı vardır.

AGD Haber Ajansı’nda yayımlanan köşe yazısı.

Adnan H. Fişenk’in yazılarını kendi yayın alanında da takip edebilir, AGD’deki köşesine göz atabilirsiniz.

AGD’deki özgün yayın ↗AGD yazar arşivi ↗