Futbol denildiğinde aklımıza ilk olarak saha, top, tribün ve gol gelir.
Ancak futbolun görünmeyen bir başka tarafı daha vardır.
Adalet.
Çünkü sahada 90 dakika boyunca mücadele eden iki takımın kaderini belirleyen en önemli unsurlardan biri hakemdir.
Hakemin vereceği bir karar maçın sonucunu değiştirebilir.
Fakat hakemin sahaya çıkmadan önce hangi klasmanda yer aldığı, hangi maçta görevlendirildiği, nasıl değerlendirildiği ve kariyerinin nasıl şekillendiği de en az saha içindeki karar kadar önemlidir.
Türkiye’de son günlerde Merkez Hakem Kurulu Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun da aralarında bulunduğu 7 kişinin gözaltına alınmasıyla başlayan soruşturma, futbolun bu görünmeyen tarafını ülke gündeminin merkezine taşıdı.
Soruşturmanın hakem klasmanları, görevlendirme, puanlama, atama ve kural sınavlarına müdahale edildiği iddialarını kapsadığı açıklandı.
Şimdi önemli olan şudur:
Bu iddialar doğru mudur?
Değilse gerçek nedir?
Doğruysa kim, hangi yetkiyi nasıl kullanmıştır?
Bu soruların cevabını sosyal medya, tribün veya televizyon yorumcuları değil, deliller ve bağımsız yargı ortaya koymalıdır.
Çünkü gözaltı kararı bir mahkûmiyet değildir.
Soruşturma bir hüküm değildir.
Ancak soruşturma yapılmasını gerektiren ciddi iddialar varsa, bunların da üzerinin örtülmemesi gerekir.
Türk futbolunun bugün ihtiyacı olan şey taraf tutmak değil, gerçeği ortaya çıkarmaktır.
Çünkü futbolun adaleti yalnızca hakemin düdüğünde başlamaz.
Hakemin düdüğünden önce başlar.
Ve eğer futbol yeniden güven kazanacaksa, o güvenin temeli de adalet olmalıdır.
Adnan H. Fişenk’in yazılarını kendi yayın alanında da takip edebilir, AGD’deki köşesine göz atabilirsiniz.
AGD’deki özgün yayın ↗AGD yazar arşivi ↗